Yüzyılın Son Mezunlarına*

AAAL ortak paydasında buluşmuş ve insan olarak tanışmış olmaktan gurur ve kıvanç duyduğum; Geleceğimizin ışıkları, en parlak düşlerimiz, umutlarımız; Yüzyılın Son Mezunları, Eşitlerim.

Hiç kuşku yok ki, geleceğinizi kazanmak ve yaşamın daha zorlu doruklarına tırmanmak adına güç bir iş başardınız. Vardığınız bu durakta başarınız her türlü övgünün üstündedir. Ama emin olunuz ki, bugünlerinizi aratacak daha nice zorluklarla karşılaşacak, onları yenecek, daha büyük başarılara imza atacaksınız. Aştığınız ve baş edebildiğiniz her güçlük, her çile, hatta yenilgiler ve yıkımlar bile sizleri İNSAN olmak yolunda yükseltecek ve varlığınızın değerini yüceltecek.

Sözünü açtığım bu yükseliş ve yücelmede; iradeniz, vicdaniniz, aklınız ve gönlünüzle ortaya koyacağınız seçimler ve sarf edeceğiz emeğin niceliği ile niteliği, biliniz ki, sizleri emsallerinizden ayıracaktır. Gerçek değeriniz böylece ortaya çıkacaktır.

Bizler insanız. Yoktan bir şey var edemeyiz. Ama bizlere bahsedilen çok ama çok değerli bir fırsatın da sahibiyiz. O da, yaşamımızı aklımızla, gönlümüzle kurmak ve yazgımızı biçimlendirmek hakkıdır. Bu temel hak, en az "canlılık" mucizesi kadar önemlidir. Çünkü bilebildigimiz kadarıyla, canlılar arasında dirim mucizesini aklıyla idrak etmek ve onu dilediğince biçimlemek durumunda olan tek varlık, insandır. Bu temel hakkın koruyucusu olunuz ve onun ayaklar altına alınmasına, zedelenmesine ve sönmesine asla izin vermeyiniz. İnsan olarak canlılığa ve yaşama olan sorumluluk ve görevlerinizden biri budur. Yaşam boyunca sayılmayacak kadar çok çehre ve derinlik kazanarak karsınıza çıkacak olan bu temel borcunuza her zaman sadık kalınız.

Unutmayınız ki, kişilerin ölümlüğü ile sınırlı olan ama tüm insanlığı ölümsüzlüğe taşıyacak olan, bu fırsatın ne denli iyiye, doğruya ve güzele yöneltilerek kullanılmasıdır.

Bugün, bunca ilerlemeye rağmen insanlığın gözlerimiz önünde uzayıp giden eserine baktığınıza  da, ne yazıktır ki, sözlerimi haksız çıkaracak ve herkesi karamsarlığa, yılgınlığa ve umarsızlığa düşürecek bir manzara görebilirsiniz. Eleştiri ve şikâyetlerinizde ölçüsüz olmayınız. Gördüğünüze aldanmayınız ve yargılarınızda yanılmayınız. Çünkü yüzyıllardır yasam ve uygarlığın beka asinin bekçisi ve ilerlemenin mimari olan güçler dimdik ayaktadır.

Unutmayınız ki, insanlık olarak ürettiğimiz her şey bizlerin eseridir. Emek ve çalışma karşılığındadır. Aklın ve sevginin yol göstericiliğinde, bilimin rehberliğinde ve saf vicdanın aydınlığında yeni doğan her günü ertesi güne taşımak için, yorulmadan ve küsmeden ısrarla çalışmaya devam edilmektedir. Şikâyet ve gönül darlığının marifet azlığından geldiğine hükmedip, yeni marifet ve hikmetlerin peşinden koşulmaktadır.

Dört bir yöne baktığınızda onların alçakgönüllü yüzlerini görecek ve eserlerine tanık olacaksınız. Yapılanları asla küçümsemeyin, yapanlara saygı gösterin. insanlik onurunun kökeni buradadır. Emeğin onuruna tutkuyla sahip çıkın. Akliniz, vicdaniniz, yetenekleriniz, emeğiniz ve yapıtlarınızla bu yasam güçlerinin bir parçası olunuz.

Eşitlerim,

AAAL mezunları olarak en samimi ve tartışma götürmez gururumuz, yaşamı var eden bu güçler arasındaki seçkin yerimizdir. Övünerek söyleyebilirim ki, dünyanın her köşesinde eskiler olarak, bu şerefli geleneğin bayrağını taşıdık. Elbette, çabamız bitmedi ve bitmeyecek. Artık sizlerin de aramıza katılmış olmasıyla, işimiz biraz daha kolaylaşacak, sizlerin varlığında yeni güçler bulacağız. Daha yüksek dorukları hedefleyeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız.

İnsan olmanın bir ölçüsü yok. Bilinen en güvenilir ölçütlerden biri, insanlığa gördüğümüz yerde, "işte budur" diyerek tanıklık edebilmemizdir. Bu garip ama sağlam ölçüt, dünyanın her coğrafyasında, her ikliminde, her kültüründe istisnasız geçerlidir. Sizlere bunlardan söz etmek istiyorum.

Gerçeği seviniz. Gerçeği ve gerçekliğin derinlerinde yatan örtülü bilgileri arayınız. Gerçeği anlamak, kavramak ve algılamak için; düş gücüne güvenen, erdem ve vicdandan sapmayan ve sevginin taçlandırdığı bilimsel aklın rehberliğine daima güveniniz. İnsanlık için gerçeğe doğru koşmak, gerçeğe varmak bir yazgıdır. Durmayınız. Peşinen söyleyebilirim ki, insanlığın zekası ve vicdanı esaret altındadır. Hırs, nefret, kin, bağnazlık, tamah, ikiyüzlülük ve kötülüğün türlü düzenlerle bağladığı bu esaret zincirleri kırınız. Korkmayınız. İlerleyiniz.

Yaşamın muhteşem bir şiirselliği, büyüsü ve çekiciliği var. Sizindir. Gidiniz ve alınız. Keyfini, tadını çıkartınız. Yeni sevinçler, lezzetler ve güzellikler keşfediniz. Başkalarının hakkına el uzatmadan, kirletmeden, tüketmeden onları kullanınız. Elinizin, gönlünüzün bereketi ile onlara yenilerini ekleyiniz. Almadan veriniz ve paylaşınız. Şefkatte güneş gibi, cömertlikte su gibi, alçak gönüllükte toprak gibi, hataları kabul etmekte ölü gibi, kusurları hoş görmekte gece gibi örtücü olunuz.

Kendinize, başkalarına, dünyaya, dirime ve kalıma karsı inanç sahibi olunuz, yaşam yolculuğunun sizi getirdiği koşullar ne kadar ağır ve katlanılmaz olursa olsun ümidinizi yitirmeyiniz. Ümitsizlik ölümden beterdir.

Herşeyin başı sonu, önü arkası sevgidir. Seviniz. Sevilmeyi de ve sevmek kadar öğreniniz ve biliniz. Size sunulan sevgilere asla ama asla sertinizi dönmeyiniz. Çünkü yitirildiği ve inkâr edildiği zaman insanlığın hep birlikte acısını çektiği en önemli erdem, Sevgi'dir. Bir sevgi söner ve tüm dünya kararır.

AAAL Mezunları olarak bizler, sizlerle paylaşmaya çeliştiğim bu düşüncelerle birbirine bağlanan ve kaynasan özel bir topluluğuz. Sizlere sunduğum bu düşünceler elbette tanıdık ve bildik gelebilir. Yeni şeyler söylemek iddia ve gayretinde değilim. Çünkü AAAL’li olmanın bir özelliği de, yalınlıkta ve özde buluşmaktır. Okulumuzun adının ANADOLU kısmının öğrettiği bir ilkedir bu. Esine ve benzerine az rastlanacak bir kültür zenginliğine sahip Anadolu toprağında büyümüş olmaktan gelen hasletlerimizden sadece biri. Kuşkusuz adımızın ANKARA kısmının da bizlere kattığı sayısız özellik var. Bir bozkır kasabasından dünya kenti olmak başarısını göstermiş bu şehrin sakinleri olarak bizlerin niteliklerini emek ve çalışmayla ilgili sözlerimde sakladım.

Bir Ankara Atatürk Anadolu Liselinin, temel ruhunu ve karakterini ise, adını, sevgisini ve ilkelerini bayrak gibi taşıdığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri yansıtır:

"Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır; fakat sen buna karsı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, araçsız ve hiç sayarak kimseden yârdim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse... Bunu söyleyenlere güleceksin."

Eşitlerim,

AAAL Mezunları camiasına hoşgeldiz. Artık herkesden fazla birbirimize emanetiz. Yaşamın bizleri buluşturduğu bu noktada sizleri aramıza alıyoruz. Gururumuz ve sevincimiz ganidir. Cihanı tutmuştur. Bu duygularla sizleri kucaklıyoruz. Sizin de bizleri ayni duygularla kabul edeceğinizi ümit ediyoruz.

Yolunuz, bahtınız açık olsun, uğurlarla, kutlarla dolsun. Dolsun taşsın, taşsın ve eksilmesin.

Eşiti ve benzeri olmaktan anlatılamaz ölçüde sevinç, kıvanç, övünç duyduğum sizlere elimi uzatıyorum.

Eşitlerim, sizleri kutluyorum.


* Bu konuşma AAAL 2000 dönemi mezuniyet töreninde yapılmıştır.