İnsan, Söz'ünü düzden söyleyemez, çoğu kez... Söz'ünün olumlu kılacak ve ortaya dökecek bir kavrama yönlenmeye çalışır... kendi imzasını besbelli taşıyacak zihniyetini, dilini ve düşgücünü... doğa ve gündeliğin evreninde göz önünde olmayan ile "yanlış" dahi olsa bilinçle ürettiklerini bir ütopyaya dökmek için çırpınır... bu çırpınması, düşünce yoluyla hakikate ulaşmakla düş gücüyle ulaşmak arafında asılı kalır... bu arada kalmışlıktan sonsuz bir yaratma gücü doğar... duyulmayan, görünmeyen, gizlenen ve engellenen şeyleri ortaya koyar... ortaya konan ile haz ilişkisi kurmak ise ortaya koyanın değil, seyredenin "Söz"ü söz ile selamlayabilmesindedir...
aşağıdaki köprüler kendi sözümle selamladğım kimi Söz'lere aittir...