güneşin şefkatiyle güneş gibi
ayın örtücülükte gece gibi
suyun cömertlikte su gibi
toprağın tevazuda toprak gibi
yaşamın canlılıkta yaşam gibi
öyleyken öyle olduğu bir devran halkasında
daire kendine, üstüne ve altına erişti
daire tamamlandı
O’nun muştusu kalktı geldi
ulaksız, konaksız, dolaysız
uzaklardan kalkıp ovalara, yamaçlara indi
muştu renkahenk,
bin renkli, bin kokulu, bin sesli
bir beyaz bulut suretinde
yeniden göründü Mohammed'e
Mohammed şaşakaldı önce bu cürete
Sonra çabuk toparladı kendini...
sonra seyredaldı raksını bulutun
bulutun her devimini, her kıvrılışını
nazlılığını, cilvesini,
zerafetini, mahcubiyetini
saflığını, soluğunu, rengini, kokusunu
dokunuşunu, susuşunu
göğe kucak açışını, yere uzanmasını
asılı kalmasını mavilikte
ve kadınlığını
tanık olanlar bu ana
tanık olunmadık biçimde
aydınlandığını söylüyorlar
Mohammed'in yüzünün
Nur’a dönmüş sözüm ona
onların demesi
olur mu olur
Nur Mohammed’i bulur
hiç gitmesin istedi Mohammed,
hiç bitmesin istedi
bu korkunç güzellik
bu çılgınlık
bu sarhoşluk
sonsuza kadar
öyle sürsün gitsin
öyle sürsün
sürsün
öyle
ve Mohammed bulutun çağrısına uydu
uydu ama nasıl gidecek
onun işi durmak
beslemek canlılığı damardan
yoğurmak yeryüzünü yavaş yavaş
şefkatle yıkmadan, kırmadan
koca dağ nasıl yürür
nasıl yürür koca dağ
nasıl yürür
nasıl yürür
“Haydi Reis, geldi çattı sefer vakti…
Haydi Reis, tamam oldu daire…
istemek Reis senin hakkın, helalin
iste Reis, kudretten iste…
istemek gücündür…
iste olsun… iste”
Mohammed kudretin önünde kırdı dizini
ve Mohammed istedi, niyaza durdu, rıza diledi
“izin ver, yol ver,
yordam ver varıp gideyim
O’na yürüyeyim,
O’na ereyim,
O’nda eriyeyim
izin ver durmaktan çıkayım,
izin ver gideyim
geçeyim halimden, geçeyim benimden,
izin ver göçeyim”
ve Kudret,
sözüyle anlatılamaz, özüyle bilinemez Kudret
kabul eyledi Mohammed’in dileğini
nefesini üfledi zirvesine…
üç kez.. üç kez… üç kez…
nefes üç kez dolandı
özlemle yanık başında Mohammed’in
Mohammed’in
özü, sözü, gözü ve yüzü
usu, suyu, tuzu ve buzu
harmanlanıp kalktı nefes ile
tanık olanlar bu ana
tanık olunmadık biçimde
önce tozdan bir kartalın
havalandığını söylüyorlar
Mohammed'in yüzünden
üç kez çalmış semaya kanatları
derken ete kemiğe bürünmüş
boz kartala dönmüş sözüm ona
onların demesi, olur mu olur
Mohammed boz kartal donunu bulur.
boz kartal bozkıra kanat açmış
bozkır boz kartala kucak
ortalık serinlemiş
görenler suyu koklamış
su kokmuş
ortalık
su kokusu
koku
su