Dokun bana eski kadın,
Dokunma sürünsün gövden, kamaşan gövdeme.
Bu gece değilse son yanlışlığı tutkunun
Çoğaltamam bir daha seni.
Gövdemle uzlaştığım yere bırakılmış
bir süngüdür kokun.
Kuytu sesin eşiklerime salar,
senden artan korkuyu.
Eksilen yanımsın, solgun suretin gözümde.
Gövden bir eksiklik çünkü,
belleğimin saf düşünde.
Dene bir gene de, kopup gelmeyi.
Katık edeceğimiz tuz
ve nice susuşumuz var bizi birleştirecek.
Ya suya bakarız ya toprağa. Sana denizin birdenbire
biteceğinden korkan o denizciyi anlatayım.
Tepelerin eridiği yerde,
bir kapıdan giren ve hangi kapıdan çıktığını
kimsenin bilmediği o keşişi.
Ateş küle dönüşür, gece gelir korkusuyla,
Kül kokuyu yutar, rahmindeki dirim otu ısınır.
Dokun bana eski kadın, dokunma kanadım kırık
Bu gece değilse son yanlışlığı tutkunun,
Erkeğim ben : Doğuramam bir daha seni.
Nisan 2, 2009