Doğulu okurlar için “DARTY AFORİZMALARI” / Batılı okurlar için “DARTİ-NÂME”

Doksanların sonlarında kışın son günleri… casus filmlerini andıran temaşasıyla Moskova’nın orta yeri Mezhdunarodnaya otelinde gecenin geç saatleri… top model zümresinden buğulu bakışlı ve mahcup bir “blondie” ile düşük profilli karizma malulü bir adam sohbet ediyorlar usul gereği… sohbetin ortasında kadın muhatabını yüreklendirmek için mi bilinmez, yapmacıksız bir sesle : “hımmm, ben “dark” ve “dirty” erkekleri severim” diyor…

Eh tercih tercihtir sual olunmaz ama bu hikaye kulaktan kulağa yayıldıkça biçimlenir, boyutlanır, üstüne türlü teferruat katılır, içinden türlü mana çıkartılır… gel zaman git zaman bazı marazi ve mizahi erkek zihinlerinin tavasında önümüze bir “erkeklik” felsefesi olarak pişilir…

Şimdiye değin kaleme alınmamış olması ortalıkta yaygın biçimde yaşanmıyor olmasından değildir… aksine zıt demesek bile uzak kutuplarını teşkil eden “cool” adam, “kıl” adam veya “adam gibi” adam benzeri tasnifleri kadar popülerdir… makbuldür… eksik olan “iş” yoğunluğuna bağlı olarak bugüne kadar aralarından bir “grafitti” sanatçısı çıkarıp sokağa salamamış olunmasıdır… yoksa “hayat”, “memat” ve her ikisi hattında “sayyad/seyyid” meselelerine gark olmuşlardır boyunlarına dek…

Lafı sündürmeden felsefenin ilk aforizmalarına geçelim… elbette, şimdi aforizma dediklerimizin başlangıcında üfürmeler olduğunu da aklımızdan çıkarmayalım…

“Dirty” kavramıyla zırhlanmış “Dark” kavramı…

Hayat adamı kirletir… kasavetlendirir… karanlıklara iter… ama her kötü biten macera, her pahalıya mal olan hata ve her pişman eden arkadaşlık ardınca muhteşem öyküler bırakır… bu nedenle üstümüze yapışan kirliliği yıkanarak temizlenmek veya aklanmak değildir maksat, asla çıkmayan lekelere/berelere sahip olmaktır… cilalanmış halinle parlayabilirsin ama yaralarınla buz gibi sahicisindir… lekeler/bereler ruhunun dövmelerdir… süs dövmelerinden farkı bunların teknik olarak dağlama usulüyle yapılmasındandır…

Velhasıl mevzumuz “kötülük”, “suç” olmayıp dosdoğru “kir”dir… akıllara gelebilecek her anlamda kötü olan mayasındaki şer’i örtmek için muteberliğin estetik ve imaj dünyasına sığınır… darty’nin böyle bir sığınma refleksi yoktur… zaten darty katran karası kavrukluğunu fondöten ile örtmez…

Karanlık gölgeler, loşluklar ve az ışık alan ruh halleri darty’nin rutinidir… zira bilmeceler, meseleler, dertlenmelerle orada baş eder… dememiz o ki, darty dünyanın yükü çekerken kendi loş derinliğinde kalmayı tercih eder… bir nevi çöpçülüktür yaptığı… dünya istisnasız onca pisliği eninde sonunda darty kaldırır yer yüzünden… bunun için en uygun saatler karanlığa yüz tutmuş olanlardır…

Sözlerim asla efkar nağmeleriyle karıştırılmasın… zinhar değil… gam, tasa muhabbeti değil… kaldı ki, gam ile karşılaşıldığında bağışlamak gerekir, zira gam kudretin yaptırdığındandır.. kir dediğimse hayatın, dünyanın kiridir… karanlık dediğim hayatın kavrukluğu… etrafımızdakilerin karanlık tarafı … yani kaba gerçek… ve bu gerçeğin yakıcılığı, yıkıcılığı… vaatlerin tehditlere dönebildiğini şahit olanların yangını… karanın esrarlı karmaşası, sofistikeliği ve mağrurluğu... yarattıklarımızla değil yıktıklarımızla hatırlandığımızı bilenlerin trajedisi…

Birileri elini ateşe sokacaksa, yanmadan çıkaramaz… eline ateşe sokabilen cesaretini kömürün isini , reçinenin yapışkanlığını, çamurun vıcıklığını tanınmasında alır… eğer içinizde ilham hissi uyandırmıyorsa hayatta harcadığınız çaba nafiledir...

İşin latife tarafına dönersek, bir erkeklik felsefesi olarak darty’liğin “blondie” figürüne kolayca yapıştırılabilecek “esmer erkek” tercihiyle bir alakası yoktur… olsaydı, erkeklerin cibilliyetini bilen bir mesleğin erbabı bu hatun kişi düzden “esmer” der geçerdi… olaya derinlik katan “kir” vurgusu…

Yoksa sizler geceliği şu kusur dolar olan bir otelde kalan bir adamın her halde yıkanmadığı veya pasaklı gezdiğini düşünmediniz değil mi ? Hayalinizde yırtık kot, kirli sakal falan gibi biçimler canlanmadı değil mi ? aman derim, aman aman…

Burada insan lekelerinden bahsediyoruz… eğer güzel olunamıyorsa görünmez olmaktan...

lütfen dikkat… J

günün teranesi...

Ey bilge pir, sıcak döşeğinden erken kalk

Tan ağırırken tarla süren çocuğa bak

Öğüdünü dinle: Toprağı şefkatla karan ellere

Süleyman'ın iktidarı, Belkis'in takdiri gibi bak