düz isleri herkes yapiyor, egri yoldan yürüyüp ters isler yapan az...

akintiya kürek çekenleri, olmazlara mümkünsüzlere iman edenleri... çaresizligi imkan belleyenleri kastediyorum... ters herifleri... don kişot bozmasi delileri... hani kursunun bittigi yerde tüfeklerin kabzasiyla savasanlari, sonra çiplak elleriyle... sonra kirilmamis tüm kemiklerinle, kanamayan organlariyla... nefesiyle didisenleri yikima ugradiklarinda...

oysa kesin ötesi kiyamet üstüne gelirken ne demeye direnir ki insan... bilinmez... o gözünü can bürümüs dehset verici "vakfetme" güdüsü ve hedefe kitlenme bagimliligi... inat, hirs, isteri ve mizah... ironik... gelecek zamanin çok sey getirecegine olan inançla mevcut olana direnme aliskanligi... veya tersine ölümün elinden ne koparirsak kardir ütopyasi... ne fark eder ki... sonuç ayni kapiya çikar gidilen yol ne olursa olsun... elde edersin birseyler... belki az belki çok... belki bir zafer belki yenilgi... ama öyle böyle bir sonuca varirsin seni bir baska sona tasiyacak güç ile bulustugun... esprisi "bir sonraki son" sonsuza kadar devam eder...

kimi insanlar böyledir dedim... ters heriflerdir... makul ve makbul olmayan taleplerle çikarlar piyasaya... ellerinde güç, yetki, para, söhret velhasil dünyada birseylerin kapisini açan sinirli anahtarlar olmadan isterler... inatla isterler, inatla istemeye devam ederler... inatla...

yürekli, bilekli, çeliskili ve kuraldisidirlar... akildan, izandan nasibini almamislardir... nasil olsunlar ki baska türlü... ne imtiyaz tanir, ne rahat karsisindakiler böylelerine... üstelik talebin ölçüsünün siddeti karsi tepkinin siddetini de belirler... bir bardak su isteyeni terslemekle, denizi isteyeni kovalamak arasinda burun farki degil ölüm farki vardir...

dün gece Show TV'de "Hoffa" filmini seyrettim... Danny De Vito'nun tertemiz ve saglam yönetmenligi altinda Jack Nicholson denen seytanin ve karizmatik bücür Danny De Vito'nun enfes oyunculuguna kaptirdim kendimi... öykü Amerikan Kamyoncular Sendikasi efsane lideri Jimmy Hoffa'nin yasami dair idi...

International Brotherhood of Teamsters'i politik güç haline kaliplayan adamin yasamini... Hoffa denen ters herifi ...  1975 yilinda Machus Red Fox lokantasinin park yerinde kayboldu Hoffa... izi bir daha bulunamadi... ailesi 1995 yilinda mahkemenin "yasal ölüm" ilamini kabul edip sembolik bir cenaze töreniyle huzura gönderdiler Hoffa'yi... katolikti... FBI arastirmalari sonucsuz kaldi... ters herifti Hoffa, sendika fonlarini mafia yoluyla nemalandirmaktan 4 yil hapis yatti... davanin sendikal hareketi frenlemeye yetecek karanlik yönleri vardi... Hoffa'nin faaliyetleri akil almaz cüretkarlik ve özgüveni ile yasalari alaya alan cinstendi... senato arastirma komisyonunda popomun kenar süsü kilikli "günahkar" Bob Kennedy'iyle atismasi tarihi deger tasiyor...

evet, kimse yasalarin üstünde degildir ama herkesin yasalari çigneme hakki ve özgürlügü vardir... makyavelist bir küstahlikla suça övgüler düzmek degil amacim... sadece gücün bir yerden sonra güç sahibini de yoldan çikarabilecegine isaret etmek... gücü olan gücünü kontrol edemedigini de bilmekle mükelleftir... haaa... sonrasinda devam eder veya durur... karar onundur...

Hoffa'yi seyrederken geçen Agustos'da öldürülen Türk-Is genel sekreteri Semsi Denizer'in fotografi geldi önüme... kravat bile baglayamayan deli kasnak o karadeniz çocugu canlandi... 91'de kömür madenlerinin kapatilmamasi için 50.000 kisiyi Ankara'ya yürüten ters herif...  günlerce yollarda kaldilar... dayanisma ile ayakta durarak... yürüdüler... Ankara'ya girmelerine izin verilmedi... düzeni sarstilar... destan gibiydi... Semsi önde, madenciler arkada.... sanki gelenler düsmanmis gibi... İstanbul yoluna barikatlar kurdurdu devlet... binlerce jandarma-polisi yollara döktü... panzer filolari indirdi onlarca ve çok az ambulans...

düsününce özellestirme, sosyal güvenlik reformu, emeklilik yasi konularinda o günde, bugün de Semsi Denizer'den farkli frekanslardayim... ama ben bu ters herifi çok sevmistim... tipki Hoffa gibi... simdilerde Denizer davasi güvenlik nedeniyle Zonguldak'ta degil Burdur'da sürüyor... alacak-verecek davasi olarak lanse edildi...kimse arkaplanina bakmak istemiyor... medya olaya ilgisiz... musibetten kurtulduk, su testisi kirildi edalariyla susuyorlar... kimse o ters herifi umursamiyor... hos sagliginda ne kadar umarsamislardi ki, ölüsünü umursasinlar... ancak yürüyünce akillara düstü... Jaguar'a bindigi haberleri bile daha fazla muteberdi Semsi Denizer hakkinda... jaguar binmek birilerinin imtiyaziymis gibi, küfür ettiler Semsi'ye... türlü kara çaldilar... Rahmetli Menderes'in bir lafi vardir, S.S.Aydemir'in "Menderes'in Drami'nda geçer... "yetim çocuk kavgaya girerken boynu büküktür..." der... öyle ya zengin binebilir jaguar'a, zamparalik yapabilir magazin güzelleriyle, ama bir sendikaci yapamaz... yoksullar sefa talep edemezler, sadece yutkunabilirler...

severdim rahmetli Semsi'yi... ters herifti... sokaktan gelmeydi...sokakta öldü... nesi düzdü ki ölümü olsun... Kardeslerim Hoffa ve Denizer... ters herifler... özlüyorum bugünlerde sizin gibilerini... çilginliklar kapima dayaninca daha da siddetleniyor hasretim...

lafi uzattim yine... halbuki en hasindan iki ters heriften daha laf edecektim... Tom Jones ve Teoman...

mealen geçeyim bari... Teoman üzerine yazmayacagimi söyledim... yazmayacagim... adamim kafadan yüreklere ulasan bir sarki yazamamis olmaktan dertliymis... herkesin gönlünü kendi gibi biliyor ya... o kadar iyi anliyorum ki izdirabini... lirikleri, müziklerinden baskin ya... onu alerji yapiyor kendine... hakki var ama daha da gidecek yolu... "Ses"i bilenler anlar ne demek istedigimi...

beri taraftan, Mousse T ya da Türkçe söylersek Musti'nin firlama bickin sarkisi "sex bomb" ilen kulaklarda malum Tom Jones baba... oysa "Reload" albümü muhtesem güzel bastan sona... insan sasiriyor, ne demeye sex bomb'a bu kadar takinildi diye... marketing falan anliyorum ama ... tamamini dinlemenizi öneririm... ama favorilerimi sayayim yeri gelmisken...

Stereophonics'le söyledigi "Mama told me not come"...  Robie Williams'la "Are you gonna go my way" ... Lenny  Kravitz'den iyi söylüyorlar.. ve bittabim Van Morrison'la "sometimes we cry"... sarkinin laflarina bakin Dostlar... deli çikiyorum duyunca...

sometimes we love, sometimes we leave, we turn left,  we turn right sometimes we cry...

bu kadar basit hersey...

Teoman'im da gün olunca böyle birsey yazacak ve sarkiyi söylerken "ses" kendinden dökülecek... iste o zaman muradina erecek...

terslik bu heriflerin neresinde diye belki merak ettiniz, simdi... temel kural sudur... "boyz don't cry, but male are..." aglayabilen bir ERKEK, basli basina tersliktir... ters oglu terstir... terez heriftir... neden mi ?

dinleyiniz... sözlerini degil sadece seslerini... Teoman'dan "Paramparça" ve Tom Jones'dan "Baby, it's cold outside..." dinleyin... dinleyin yüreklere akan görünmez göz yaslarini duyacaksiniz...iste terslik burada...

Hoffa ve Denizer insan içinde aglayabilirler... o sert çocuklarin göz yaslari bosanir isçi yetimlerinin önünde... Tom Jones ve Teoman insan içinde aglayabilirler... kendini bilen her erkek gibi, zayifliklarindan utanmazlar...

ters heriflerdir... Hoffa'nin dedigi gibi..

" i have many faults, but to be wrong is not one of them... "

 kalin saglicakla,