yanildim... hatali davrandim... keyfimden, acizligimden, cehaletimden, bencilligimden ve dahi içimden öyle geldiginden velhasil "taammüden" dogru olani tercih etmedim... edemedim... olaylarin sürüklenisine ser hoslukla ve basi boslukla yelken açip, sukünete siginacagim yerde, ters istikamet çala kılıç atladim temasanin göbegine... ve pisman degilim... ve aklim o zamanda basimda idi... ne yaptigimi biliyordum... simdi de ne yazdigimi biliyorum... durmadim durmayacagim...
insanin kusurluluk hakkini sonuna kadar kullanmasindan yanayim... kitabi ve batini nev-i sahsina münhasir itikatlarim geregi... medeniyetin kendi hudutlarini korumak icabi dayattigi her nevi baskisindan, tahakkümünden ve denetiminden ruhumu korumak istiyorum artik...
hakikate, keyiflere ve mutluluga dair rizikolari öcü gibi göstererek tabulastirmasindan feci rahatsizim... riyakar nezaketlerin, sigorta poliçesi gibi iyilik, güzelllik ve dürüstlük anlayislarindan... bunlardan mesnet bulan sevgi destanlarindan haz etmiyorum...
denge denge diye tutturup aslinda "emniyetli" bölgeler aranmasindan hoslanmiyorum... iliskilerde kazanci maksimize, kayiplari minimize edebilmek emellerini maskeleyen "taahütname" dayatmali güven çigirtkanliklarindan nefret ediyorum... nefsin tatminine endeksli uzun vadeli yatirim hesabi misali ask hesaplarina illet oluyorum... kitapli, kuralli, kafiyeli "iyi" iliskilerden daraldim...
bana "yamuk" yapan dostlarimi silmekten vazgeçiyorum... itin, ugursuzun da elini sikmama kimse karismasin diliyorum... "baska" türlü dostlarim da olsun çevremde... uyum, örtüsmeler, uzlasmalar olmaz ise nefes bile alamayacagimizi basimiza kakan ifadeleri iskalamak geregine inaniyorum...
"ama bunlar olmaz ise anarsi olur... kaos olur... zirt, pirt olur..." mizirdanmalari sivrisinekleri viziltisi gibi geliyor... tehditlerine cevap veriyorum... "korudugunuz seyi ben degil siz yikiyorsunuz aslinda... yerçekimi ve ölüm yasalarindan ötürü... yeryüzünde oldugu yerde durmak isteyen hersey zamanla topraga gömülür... ama öyle ama böyle..."
medeniyet, düzen, sistem, çözüm elestirilerine gülüyorum... hayatin nehrinde küreksiz, pusulasiz yol almaya çalisirken... aciyi, ezayi, cezayi, günahi ve günahin bedelini tatmamis olanlarin hayat üstüne yargiçliklarini reddediyorum... steril hayatlar sürenlerin steril tercihlerini "dogru" belleyip cem-i cümlemize dayatmalarina isyan bayragini açiyorum... tasi elle küskü ile yontmaya kalkarsaniz görürsünüz düz bir kenar tutturmanin hemen hemen imkansizligini... biçimsiz kayadan "biçimli" ama "kusurlu" bir küp tugla çikarabilmenin yeterli oldugunu...
insanin kusurluluk hakkini sonuna kadar kullanmasini teklif ediyorum... kendimce talim ediyorum... ruhumu terbiye edecek isem, kaos kesmekesinde, çesitliliginde, girdaplarinda terbiye etmeyi diliyorum... sahillerin köpüklü dalgalarinin degil açik deniz kasirgalarinin "gerçek" kaptanlari yetistirdigine iman ediyorum... hatalarimdan ögrendim diyebilmek için hata yapmaktan çekinmiyorum... ne de korkuyorum...
"rahatlik", "mükemmellik" ve "dogruluk" hali batmaz ise, kimsenin hakikati bilmek, üretmek, hakikati yasatmak ve hakikat için direnmeye yanasmadigini görüyorum... hakikat ve "tam" insan olmak için kusurlu, günahkar ve yalanci olmayi tercih ediyorum... egri oturup dogru konusmayi ögrenmek istiyorum... egriligimden, ecis bücüslügümden utanmiyorum...
kusurlulugumla mutluyum ve gururluyum... niye mi ?
beyaz gülde kara diken iken, taam-i rezillikten ibaret iken, Alem'de Adem'e seyran iken, hakikati gören göze ibret olduk...