| YÜCE TANRI'ya |
YAKARI |
![]() |
![]() |
|
Bir küçük Aşk... 1. gün doğuşu sarı pembe şeker renklerle yuvanın yavru kuşu, mahmur mahmur açılır gonca güller gibi kokusunu yayar odalara istifleriniz hücrelerinize, hiç acıkmaksınız bir daha mürdüm mürdüm gözleriyle güler, gülleç bilir işinin ne olduğunu, ne koyacağını bilir içinize pırıl pırıl güler... güler ki.. dalsın gitsin babacığı alemin ortasına cepleri dolu gülücükle 2. bin türlü iş çıkacaktır ellerinden emsalli emsalsiz bilinmeyecektir hesabı kitabı, yavrum benim için yok hiçbirinin kıymeti tutman gibi, sımsıkı elimi 3. uykuya dalarsın gülümseyerek meleklerle oynamaya gidersin benimle de oyna, Yağmur melek melek değilsem de lakin gene de oyna benimle saf halimi hatırlayım incitmem sizleri korkma kırdığım gibi başka şeyleri Yağmur melek, koru beni 4. önceleri incecik çizgilerdi kirpiklerin yumduğunda gözlerini nurlu yüzünde elif okunurdu sonra sonra dünyaya seyredaldın kocaman açıp gözlerini okurmuş gibi elifi hayretlendin... Yağmur melek, elif sensin oysa ki... 5. başını kaldırmaya başlamışsın... onurlu bir dikiliş olsun... yüz çevirmeye başlamışsın... darılma seni üzen şeylere gülemesen de her gördüğüne çevirme yüzünü üzmek başkasını sevgiyi ezmektir... başını eğmemeye çalış kızım üzdüğüne pişman olup başını kaldırmaya başlamışsın... uzak yakın hep sevgiyi gör gerisi zaten onu gelir bulur.... 6. yüreğin ne hızlı atıyor, ne seni bunca heyecenlandırıyor... nedir bu soluk soluğa kalışın nedir bu nefesine iliştirdiğin seslerin manası duyuyorum seni biliyorsun kucaklıyorum, sarmalıyorum... bak buradayım... bak benim de yüreğim hızlı hızlı atıyor sana birşey oluyor diye, gözünün içine bakıyor... 7. Yağmur, bu Su’dur, bu Deniz su servetin, Deniz anandır... olmuşluğunun terkibinde su vardır pınarını ararsan denizde ara herşeyin Su’dur, südurün su’dur Su’dan geldin Su’ya gideceksin bileceksin kendini Su’da Yavrum¸ su damlam yudum yudum olan can suyum 8. Maviyi, kırmızıyı ve pembeyi nasıl öğrendin Öteberinin nerede durduğunu nereye konulduğunu Cin cin bakarken mi belledin, nasıl bildin nasıl tanıyabildin anneni çocukluk resminden Hangi kimya minicik beyninde sana fısıldıyor Evde uzun uzun durmanın sıkıcı, dolaşmanın sokaklarda eğlenceli olduğunu Gene de hiç durmazken kucakta evdeyken Dışarda kucaktan inmemene şaşırıyor musun sen de 9. bayılıyorum yanaklarımdan öpmene eve geldiğimde ama ben seni şöyle kana kana sevemiyorum mızıkçılık yapıyorsun çok çok sarılırsam sana gene de her muzurluğunda badem gözlerinle kolaçan diyorsun ne yapacağımı bunca korkuttum mu seni hiç istemeden her soruya kolay cevabın "baba" oluyor bilerek mi, bilmeyerek mi kestiremiyorum hem sevindirmek ister gibisin hem de her boşluğa doldurmak beni kuşkusuz içindeyim yaşantının kuralları sen koyacaksın eğer uydururum benimkileri korumak içinse seni neşeli ol istiyorum, mutlu ve sevinçli ol gülmenle çoşuyorum canlıyorum kıkırdılarınla cıvıl cıvıl kuş sesleriyle ünleniyorsun sağa sola kuzum ağladı mı yanıyor içim, ağlasa de gülse de kuzum var yaşıyorum bir başka türlü 10. kırpma öyle gözlerini, edalı edalı salınma odalarda geçip seyretme kendini aynalarda, zarifce tutma anacığının elini melekler gibi uyuma, ışıl ışıl parlamasın gözlerin bakıp bakıp değmesin nazarım sana ne olursan ol, benim kızım olman yetmiyor mu parçam, can parem, yüreğimin doruğu nar çiçeğim, kirazım, gonca gülüm Nazlım Yağmur'um... yavrum... haydi tekrar beni, çağır geleyim "babbaaaaa....." dedin mi. |
Ailemizin küçük beyefendisine…
Biricik oğlum, gözümün nuru, seneleri geride bıraktın… Bundan sonra öğreneceklerin şimdiye kadar öğrendiklerinden daha önemli olmayacak… Hepsi bunların üzerine kurulacak… Büyüdün büyüyorsun… Yürüdün koşuyorsun… Konuştun anlatıyorsun… Kendini bildin, yaratıyorsun… Yaşamla ilgili sana çok şey anlatabilirim. Kimi doğru kimi yanlış ama çoğu yaşanmış… Sana anlatılanlar elbette değerlidir… Ama senin öğrenip dürüstçe başkalarına anlatacakların daha değerli olacaktır… İnsanız… Yaşamın kendisi ve onun içinden geçerken başımızdan geçenler bizden çok bizden sonra geleceklere aittir… Unutma… Hep geleceğe doğru gidiyoruz… Hazır mısın bu yolculuğa? Önce sana aidiyetlerden bahsetmek isterim… Zor bir kavramdır… Hem keyif hem keder veren… Neye sadık kalacağına sen karar vereceksin… Kolay olmayacak bu seçimler… Emeğinle, gücünle ve zihninle kendinden var ettiğin şeylere asla sırt çevirme… Kimse onları senden koparıp alamaz, sahiplen bunları, esirge koru… Üstüne titre… Çünkü değer verdiklerin ölçüsünde değerin bilinecek… Satın aldığın her şeyi tekrar kazanabilirsin, değerlerini bir kez yitirirsen, yerine koyamazsın. Elbette yaşam bu kadar ciddi değil… Bunun sen de farkındasın… Belli, şu muzip hallerinden… Bıyık altından gülümsemenden… Neşe, yaşama bağlılıktır bir yerde… Baba evinde gibi güvende hissetmektir kendini… Haddini bilmek, bilmeyene hatırlatmaktır… Güldürenlerin çok olsun, güldürdüklerin, yüzünü güldürebildiklerin hepsinden gani… Oğlum, bana, dedelerine, ağabeylerine, etrafında er kişilere doğanın en içten gelen çağrısına uyarak soruyorsun şu erkeklik hallerini… Haklısın ciddi mevzu… Gel istersen önce er kişi olmayıp er kişileri var edenlerden başlayalım… Dünya içre yolculuğun sürdükçe karşına kimler kimler çıkacak… Tanrının bizlere armağanı… Aklını başından alacaklar, aklını başına getirecekler ancak hiç aklından çıkmayacaklar... Samimiyetinle ve beğeniyle bak onlara… Haklarıdır… Üstünlük taslama çünkü çok azı senden bunu bekler… Unutma ki, aralarında tercih yapman zor olacak… Çünkü sen onu değil, onu seni seçecek… Gel sana yardımcı olayım, seçiminde… Damdan düşmeden önce… Gerçekte karşındaki her kim olursa olsun… Aradığın şu olmalı… Senin için acıyı çekecek… Senin için herşeyi yapabilecek… Almayıp verecek… Canının içi olacak… “Aşkım” dediğinde dediği gibi olacağın… O’nu ara… Zira o su katılmamış emektir… Emekten başka da dünyada güç yoktur… Çelebi Oğlum, içindeki müthiş “beyefendi”yi şimdiden ele veriyorsun… O zaman dinle… Bir beyefendi; tüm hal ve tavırları samimi bir iyi niyet ve şaşmaz bir nezaketle yoğrulmuş ve en acil ahvalde bile metanet ve kontrolünü yitirmeyen; yoksula yoksunluğunu, düşküne düşkünlüğünü, kusurlu olana kabahatini hissettirmeyen; gerçekte başkası özür borçlu olsa bile, rakibinden önce alçak gönüllükle af dileyebilen; zenginliğe yaltaklanmayan, iktidara dalkavukluk etmeyen; sahip olduklarıyla veya başarılarıyla böbürlenmeyen; dürüstlük, içtenlik ve diğerkamlığı elden bırakmaksızın sözünü sakınmadan konuşan; sözüne, vaatlerine veya taahhütlerine mutlak biçimde sadık olan; laftan evvel iş üreten; başkalarının haklarını ve duygularını kendisinden daha çok gözeten; girdiği her mecliste saygınlık ve itibar görebilen; varlığıyla şerefin kutsal ile faziletin güvende olduğu teminatını verebilen adamdır. Öte yandan Kerem’im, Yaşamı kirletmeden kutsamak da vakit ayrılması gereken işlerden biridir… Bu işin büyük ustalarını zamanla tanıyacak ve onları anlayacaksın… Gördüğün seni yanıltmasın… Onların yüreklerine gir, o gönüllerde has bir şiir bulacaksın, insanın zulme, eziyete ve kıyama direnmesini sağlayan… Umudu bulacaksın... Sönmeyen nurumuzu, umudun nurunu güçlendir… Karanlıkta kalanların yüreği ferahlasın… Oğlum… Bu sözcüğün anlamı öyle büyük ki, dedelerine sor, en iyi onlar anlatabilirler… Metin Deden, ben daha az yorulayım ve daha az çekeyim diye dünyanın yükünü neler yaptı bir bilsen! Hala da yapıyor… Senin ve ablan için baban olarak buna gayret ediyorum… Annen olmasa bu yükün altında ezilip giderim sanıyorum… Korku ile yaşıyorum… ve devam ediyorum… Ana baba olmak evladın var diyesi her şeyden korkmaktır… iyi ki de öyledir… Oğlum, geleceğe gidiyorsun, bu yolcuğun bir bölümünde birlikte yürüyeceğiz… Bildiklerimi, tanıklıklarımı sana aktaracağım… Gece kalkıp su vermek gibi, üstünü örtmek gibi, saçını koklamak gibi… elini tutmak gibi… Bağrıma basmak, kopamamak gibi… Oğlum olmadan sonsuz gurur duymak gibi… BABAN |

